|
--»Temel'in Arabası Temel Dursun'a arabasının öyküsünü
anlatıyordu: 'Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu
arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına
aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye
çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarini ıslattı ve
"Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim.
Dursun : İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç
yakismazdi.
--» 100 Hamsi Dursun Temel'e
sormus : Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel :
100 tane yerim valla... Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1
tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri
Temel in acaip hoşuna gitmis.Yolda Cemal i görmüs ve hemen
sormus: Usagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal :
50 tane yerim ben... Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana
müthis bir espiri yapacaktum...
--» Evde Kimse
Olmayacak Temel Fadime'ye demiş ki; "Fadime, bu aksam
bize gel. Evde kimse olmayacak." Fadime aksam gelmiş, kapıyı
çalmış çalmış kimse açmamış...
--» Tavşan Temel ava çıkmış, eli boş dönmemek
için kasaptan bir tavşan almiş. Fadime, - Ha pu netur,
soyulmus tavşanı nasıl avlaysun? - Sex yaparçen yakaladum,
çiyinmeye firsatu olmadu...
--»
Sifon Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmiş.
Dursun Temel'i havaalanında karşılamış. Beraberce dışarı
çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin!
"Uyyy, amma da büyük bu, daa!" Dursun hafifçe gülmüş:
"Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Yola
çıkmışlar, Dursun'un çiftliğinin kapısından içeri girmişler.
Git git bir türlü eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık içinde:
"Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüş.
"Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Neyse,
akşam olmuş, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda
kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel
Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bağırmış: "amma
büyük masa, daa!" Dursun'un sesi gelmiş "Temel'im burası
Amerika! Burada her birşey büyük!" Yemekten sonra Temel'in
tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun: - "Temelim, alt kata in,
soldan üçüncü kapı" diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama
sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun
oldugu yermiş. Heryer karanlık olduğu için Temel elektrik
düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya
başlamış: - "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu
çekmeyiiin!"
--» Babada
kalacaktır Boşanma davasında kadın, hakime talebini
gerekçesi ile açıklamış: - "Sayın hakim, çocuğun bende
kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım." Hakim
kocaya sormuş: - "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var
mı?" Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış: - "Sayın
hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi.
Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin
midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?" Hakim sekreterine
dönmüş: - "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."
--» Yumurta Yapmanın 100
yolu İki horoz mutfağa girerler. Etrafa meraklı
gözlerle bakarlarken tezgahın üzerinde bir yemek kitabı
görürler. Kitabın üzerinde : "Yumurta yapmanın 100 yolu"
yazmaktadır. Biri digerini dürter ve der ki : -Olum bak lan
seks kitabı bulduk alaaaaaaa ... --» Benim kim olduğumu
biliyor musun? Üniversitenin büyük amfisinde 800 kisinin
katildigi bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son
derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân
yok.
Cevaplari yetistiremeyen kaliyor. Bu yüzden bütün
talebeler haril haril kâgit dolduruyorlar. Ama birisi agirdan
gidiyor. Biraz düsünüyor biraz yaziyor. Hiç aceleci bir
hâli yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kâgitlari
çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildigi kadariyla
kâgidini getirip masanin üzerine koyuyor. Veren çikiyor, veren
çikiyor, masanin üzerindeki kâgitlar birikiyor. Sinifta hiç
talebe kalmiyor. Bir kisi hâriç. Bizim agirdan giden talebe
hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
Böylece
biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkip kürsüye
gidiyor ve kâgidini bir sonraki ders için hazirliklarini
tamamlamakta olan profesöre uzatiyor. Profesör
kizarak: -Hayir! Çok geç kaldin. Artik senin kâgidini
alamam... Bizimki ters ters bakiyor: -Sen benim kim
oldugumu biliyor musun? -Yoo, aslinda bilmiyorum. Ne
olacak? -Iyi öyleyse, diyor bizimki ve yigili duran imtihan
kâgitlarinin bir kismini kaldiriyor ve araya kendi kâgidini
koyup kâgitlari tekrar düzeltiyor. Sonra da: -Iyi günler
hocam, deyip profesörün saskin bakislari arasinda yürüyüp
gidiyor.
--» Bir iki üç
iç.. Hitler'in gözü İngiltere'de ama oraya gitmesine
imkan yok. Çünkü bir sürü tankı var ama savaş gemisi
yok.. Bir gün yardımcıları ile Manş denizinin kıyısına
geldiğinde "Denizi kurutup tankları karşıya geçirmek" gibi
müthiş bir fikir geliyor aklına.. Ve hemen emir veriyor.
Tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip
bitirecek... Hitler emir verdimi akan sular durur.. Eline
kaşık, kepçe, maşrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan
emri veriyor. "Bir iki üç iç.. Bir iki üç iç.. Bir
iki üç iç.." Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu
içiyorlar ve gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bir hafta
sonra müthiş planının ne halde olduğunu görmek üzere Hitler
deniz kenarına geliyor. Görüyor ki denizde bir litre bile
eksilme yok.. Tam dönüp komutanlarına bağıracağı sırada karşı
sahillerden bir ses duyuyor... "Bir iki üç çişşşşş.. Bir
iki üç çişşşşşş.. Bir iki üç çişşşşşş.." --» TEMEL
VAMPİR Bir İngiliz vampir, bir Fransız vampir, bir de Temel
vampir Uçakta gidiyorlarmış. Bir sure sonra İngiliz vampir
aralarından ayrılmış, aşağılara dalmis. Bir sure sonra geri
gelmiş ki, ağzı yüzü kan içinde. Sormuşlar: - Ne oldu,
nereye gittin? İngiliz vampir : - şu aşağıdaki beyaz evi
gördünüz mü? Cevap:- Gördük. İngiliz Vampir : - Onun
yanındaki duvari gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz
vampir : - Onun yaninda uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü?
Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - İşte ben o çocuğun
kanını içtim, geldim.
Yolculuk devam eder. Bir süre
sonra Fransız vampir de ayni şekilde ayrılıp aşağılara gider
ve geldiginde onun da yüzü gözü kan icindedir. Yine
sorarlar: - Nereye gittin? Fransiz Vampir: - Şu aşağıdaki
ağacı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: -
Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü? Cevap: - Gördük.
Fransiz Vampir: - O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz
mü? Cevap: - Gördük. Fransız Vampir : - İşte ben o
adamın kanını içtim geldim.
Yolculuk yine devam eder.
Bir sure sonra Temel Vampir ayni şekilde ayrılır ve o da ağzı
yüzü kan içinde geri gelir. Ona da sorarlar: - Nereye
gittin? Temel Vampir: - Şu aşağıdaki evi gördünüz mü?
Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - Peki onun yanındaki
direği gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: -
İşte ben o direği görmedim.........
--»
HAVAALANI Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina
gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki
valizleri teslim eder. Görevli; "Biletinizi alabilir
miyim?" der. Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden
göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil
valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini
istiyorum." Görevli kiz saskinlikla ; "Özür dilerim, ancak
bunu yapmam mümkün degil". Bunun üzerine genç adam; "Bunu
duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistinizda!"
--» KAHVALTI! Fransız delikanlı,
Paris'in bulvar kahvesinde oturmuş, tipik kahvaltısını
yapıyormuş. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyağ, reçel. Yan masaya
ağzında cikleti ile tipik bir Amerikalı turist oturmuş. Sohbet
başlamiş... Amerikalı: o ekmeğin hepsini yiyecek
misin? Fransız: Tabii.. Amerikalı: Biz yemeyiz. İçinden
biraz alır yeriz. Kalan bir fiçida toplanır. Fabrikaya gider.
Kruvasan yapılır. Fransa'ya satılır, demis. Fransiz cevap
vermemiş. Amerikalı: Reçel de yer misiniz? Fransız
(öfkeli): Tabii.. Amerikalı: Biz meyveyi taze yeriz.
Kabuklarını, çekirdeklerini, çürümüşlerini bir fıçıda toplar
fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransızlar'a
satarız. Fransız: Peki siz kullandiginiz prezervatifleri
seviştikten sonra ne yaparsiniz? Amerikalı: Atarız
tabi... Fransiz: Biz atmayız. Bir fiçida içindekilerle
biriktirir, fabrikaya gönderir, ciklet yapar, Amerikaya
satarız, demiş....
--» ACEMİ
AVCI Avcılar aralarına yeni katılan acemi avcıyı
sınamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuşları ile ilgili
kitabı çıkartıp bir sayfa açarlar.Bu sayfada bulunan kuşun
gövdesini kapatıp bacaklarını acemi avcıya gösterirler, cevap
alamayınca diğer resme geçerler...Ondan da cevap alamazlar ve
birkaç resimden sonra alaylı biçimde -"Senin iyi bir avcı
olman için daha çok çalışman lazım" deyince,acemi olan avcı
mahçup ve üzgün olarak aralarından ayrılırken, diğer
arkadaşlardan biri -"Arkadaşım senin adın neydi?" deyince
acemi avcı pantolonunu indirip bacaklarını gösterir.. --»
Yasli nine Teksasta haydutluk egitimi gören bir ögrenciyi
azili haydutlarin yanina staja verirler. Ilk ders olarak bir
posta arabasi soyulacaktir. Araba durdurulur; Sef haydut: -
"Herkesi indirin arabadan" der. Bu sirada stajer arabada
yasli bir ninenin oturmakta oldugunu farkeder ve - "Nine
otursun bari" der. Haydutlar hep bir agizdan - "Sen
karisma, sef ne derse o olur" derler. Bu sefer sef; -
"Bütün paralarini alin" der. Stajer yine atlar: - "Yasli
nineninkileri de mi?" diye sorar. Haydutlar yine hep bir
agizdan - "Sen sus, sef ne derse o olur" derler. Bütün
paralar alinmistir. Sef atina biner adamlarina döner ve -
"Bütün kadinlara tecavüz edin" der. Tam stajer konusacakken
nine atilir: - "Sen sus, sef ne derse o
olur
--» Dis doktoru Dis
hekiminin odasina giren genç ve güzel kadin: -Ah
doktorcugum, bu disi çektirmektense çocuk dogurmayi tercih
ederim. Doktor gayet sakin bir ifadeyle: - Kararinizi
çabuk verin koltugun ayarini ona göre
yapacagim.
--» Zamane Çocuklari
Küçük afacan elinde bir kutu sekerle parka gitmis, bir
banka oturmus, etrafa bakinirken sekerleri ardarda agzina
atiyomus.. yanindaki bankta oturan yasli adam çocuga bakmis
bakmis ve... "evladim.."demis.. "seker güzeldir ama çok
yemek zararlidir... hem dislerin çürür, hem yüzünde sivilce
çikar, hem de sismanlarsin..." Çocuk bunun üzerine adama
dönmüs: "Benim dedem 107 yasina kadar yasadi..." Adam
"Yaa.." demis... "Yani deden de mi çok seker yerdi?" "
Hayir, herseye burnunu sokmazdi.!
--»
Kim 500 milyar ister? Keyifli bir aksamdan sonra, kari
koca yataga girmisler. Adamin geceyi henuz bitirmeye niyeti
yok.. hafif hafif yanasmis esine. 'Tatlim'demis. 'Bu
gece soyle bir seviselim ister misin?. 'Olmaz' demis
karisi. 'Bu gece olmaz' 'Emin misin?' demis
kocasi. 'Eminim' demis kadin. 'Bu son kararinmi?'diye
israret mis adam. 'Son kararim' demis kadin. 'O zaman'
demis adam 'bir arkadasa telefon etme hakkimi
kullanabilirmiyim?'
--» Bogaz
Köbrüsü Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyor, bir
gün bir Amerikali'yi aliyor basliyorlar gezmeye... Turist
falanca sarayi görüyor .. - "Bu ne kadar zamanda yapilmis
diyor" Temel de: "5 yilda diye cevap
veriyor"... Amerikali : - "Yazik bizde olsa 1 yil .."
biraz sonra filan camiyi görüyor - "Bu ne kadar zamanda
yapilmis" diye soruyor .. Temel de .... - " 2 yil" diye
cevap veriyor ... Amerikali : - " Yazik be bizde olsa 3
ayda biterdi" diyor. Temel uyuz oluyor duruma.. Biraz sonra
bir tarihi yapi daha görüyorlar.. Yine soruyor
turist.. Temel..2 ay diyor, adam gene yazik be bizde olsa 1
haftada biter, diyor. Temel iyice deliriyor, tam o sirada
bogaz koprusunun altina geliyor.. Adam yukariyi göstererek
bu köprü ne kadar zamanda yapildi diyor.. Temel saskin
saskin bakislarla kafasini kaldirip .. - "Hangisi ? Bu mu?
Bilmem, bu dün burda yoktu .."
--» Ürün
müdürü Bir gün sirketin genel müdürü sirketi içinde
dolasmaya çikmistir. Tam ürün müdürünün ofisinin önünden
geçerken onu sekreteriyle sarmas dolas bulur. Hisimla ofise
dalar: "Biz sana bu kadar parayi bunun için mi veriyoruz?"
Ürün müdürü istifini bozmaz: "Hayir, ben bunu bedavaya
yapiyorum!"
--» Röntgen
mütehassisi Kadin gögsünden rahatsizmis ve bir röntgen
mütehassisina gitmis. Doktor soyunun lütfen....demis. Kadin :
Beyefendi ben utanirim isiklari kapatabilir misiniz acaba?
diye sormus. Neyse doktor isiklari kapatmis bes dakika sonra
kadin sormus: Doktor bey elbiselerimi nereye koyayim?
Benimkilerin üzerine....
--»
Tercih Iki mühendislik ögrencisi kampus içerisinde
yürürken biri digerine sorar, "Bu muhtesem bisikleti de
nereden buldun ?" Digeri cevap verir, "Dün tek basima
dolasirken bir yandan da okulu bitirince ne is yapacagimi
düsünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kiz
geldi ve yanimda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine birakti
ve üzerindeki bütün giysileri çikartti. Sonra da bana
"Hangisini istiyorsan al" dedi." Diger ögrenci arkadasini
dogrularcasina basini sallayarak, "Iyi seçim yapmissin,
elbiseler belki sana
uymayabilirdi".
--» Esek Adamin biri misafirlige gitmis.
Aksam olunca haliyle sormuslar. Bizim odada mi yatarsiniz,
bebegin odasinda mi, yoksa bos bir odada mi? Adam düsünmüs:
Kari-koca nin yaninda yatilmaz, bebekte uyanir aglarsa uykusu
kaçacak ben bos odada yatarim demis, Sabah olunca adam elini
yüzünü yikamis, bir de bakmis çok güzel bir kiz adama havlu
tutuyor, Adam: - Kizim senin ismin ne?,,,,,diye sormus. KIZ :
- Bebek amcacigim ya sizin isminiz?... Adam: - Essek kizim
esseeeek.
--» Herkese içki Adamin
biri bara girmis. Garson, herkese içki ver kendine de al
demis. Içkiler içilmis garson hesap için gelince adam: Para
yok demis. Tabi garson bunu bir güzel dövüp disari atmis.
Diger aksam tekrar gelmis ve yine garson herkese içki kendine
de al demis ve sonuçta parasi olmadigi için yine dayak yemis
ve gitmis. Bu üç aksam böyle devam etmis. Dördüncü gün yine
gelmis ve garson herkese içki fakat bu sefer sen içme, içince
sapitiyorsun
|